Turanî; modern çağın uğultusu içinde kaybolan hakikatin peşine düşmüş, akılla yetinmeyip bir hâl, bir duruş ile kalbi de yolculuğa katmış bir adam. Bu eser ise, şiiri sığ bir kafiye yığınından çıkarıp; bir ömrün tefekkür imbiğinden süzülmüş, ruhun kendi gerçekliğine ayna tutma çabasıdır.
Turanî mahlasıyla kalemini bir neşter gibi kendi derununa vuran Mustafa Doğaner, “Bir Adam” ismiyle aslında hepimizin hikâyesini, o çok tanıdık ama bir o kadar da yabancısı olduğumuz insanı anlatıyor.
Şiir, Turanî’nin dünyasında bir süsleme sanatı olmanın ötesinde; bir sığınak, bir hesaplaşma ve en nihayetinde bir varoluş biçimi. O, “Şiir odur ki; ‘beni bir şair yazdı’ desin!” iddiasıyla yola çıkarken, okuru kelimelerin zahiri sesinden mananın deruni sessizliğine davet ediyor. Bu kitapta karşılaştığımız “adam”; zamanın dişlileri arasında yorulan, soruların ağırlığıyla sarsılan ama her şeye rağmen “soruyu diri tutarak” olgunlaşan bir bilincin temsilidir.
Eserin geneline sirayet eden tasavvufi neşe ve felsefi derinlik, akılla başlayan bir yolun kalple tamamlanacağına dair kadim bir inancın sonucu gibi. Turanî, “Ariflik, mahluktan Hâlık’a yol bulmaktır” diyerek mısralarını birer basamak eylerken; okura sadece bir okura da bir iç muhasebe alanı açıyor.
“Bir Adam”, günümüzün hızla tüketilen metinlerinden ayrışarak; yavaşlamayı, durup düşünmeyi ve en önemlisi “kendini bilmeyi” telkin eden vakur bir duruş sergiliyor. Mustafa Doğaner’in samimi bir arayışla, kendine özgü bir tavırla ördüğü bu dünya, hepimiz için kendi sızımızı veya umudumuzu bulacağımız bir ayna kırmetinde.
Bu eseri yayına hazırlarken, her bir mısranın bir emanet titizliğiyle işlendiğine şahitlik ettik. Turanî’nin karanlık gecelere kandil, gözyaşına mendil kıldığı bu eserinin, hakikat yolcularının gönül kütüphanesinde müstesna bir yer edineceğine inanıyorum.
Bu şiirler tefekkür ve gönül diliyle, “Beni bir şair yazdı” diyor. Ruhunuzda yankı bulması temennisiyle…
Âdem Kocatürk







